tam anlatacakken derdini
bir gürültü koparıyor
hemen birileri
uygarlık
böyle ilerlemez
işlerimiz böyle gitmez ileri
..............
sesler kısık
sesler kayıp
sesler unutulmuş
ve kaçırılmış bir ucu
bizi birbirimize bağlayan ipin
ve karanlıkta kalmış
bir yarısı Silopi'nin
aydınlatılması için de
kılıcı ve kalkanı değil,
ışığı gerek Türklerin!
..............
zulüm
bir demircinin rengine bürünmüş burda
öğütüyor yine onun evlatlarını
kaç genç daha çıkarsa dağa
ve kaç kuyu daha kazılırsa
iyileşir dağdaki sultan bilemem
..............
kandil
dibine ışık vermez
anladı halk bunu
ama bulandı yine de
Dicle'nin suyu
kimin bulandırdığı belli de
kaç kara kedi var aramızda bilemem
bildiğim
bir kara yılan!
.............
kadim bir kültür var burda
döşenmesi gerekirken onun
o sokaklara
kurup da pusuyu
nefreti döşediler
ihaneti döşediler
kıyameti döşediler
.............
biliyoruz
gölgesi var dağın
kazılan her hendeğin arkasında
sıkıştı kaldı halk
çekiçle örs arasında
.............
yine de
uçmak için değilse de
sarılmak için
kollarımız var
ki umudumuzdur onlar
"Bela!" dediğimizden beri..
ve
vurmayınca şehrin üzerine
Cudi'nin gölgesi
sarılırız yine
öğretmenler de döner geri
ve aydınlanır
Silopi..
Bir Tarih Öğretmeni
Ocak'16/Silopi-Ankara
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder