8 Ağustos 2017 Salı

KELİMELER

kelimeler
kadim kelimeler
bizim kelimelerimiz

göğün altında
mızrağın
örsün ve üzenginin hükümdarlığında
kutlu dağların
kutlu suyu verilmiş
yayları gerilmiş
ve bozkır rüzgarında kurutulmuş kelimeler


göğü çadır
güneşi bayrak bildiğimiz zamanların
ve at üstünde yük olmadığımız anların kelimeleri

çok olsa da ayrı düşeli
taşa yazılı bir pusuladır
                            bizim için
ne yana gitsek
gösterir hep aydınlık tarafı
ve her harfinin
yüklüdür de vebali
                   omuzlarımızda
üstte mavi gök
                       basana dek

soğuk bir sudur Erciyes'te
ısınsak biraz
ferahlatır hemen
ve serpilir yüreğimize

Mardin'de sıcak
Harput'ta tüten ocaktır kelimeler

bir selamla gelirse
                karlı bir kış günü
temiz bir havadır
iyi gelir
dosttan güzel bir haberle gelirse
                  daha iyi gelir
her şeye
          ama her şeye..

kelimeler
bir Karadeniz yaylasında
sisli bir akşam üstüdür
kuymaktır
usulca
sevdiğine sokulmaktır
ve anlamaktır
             hiç anlatılmayanı

kurda fırsat
kuzuya tuzaktır..
ve deli bir baldır
dünyaya sataşan
bir delikanlının dilinde

ve
ne söylersen söyle
çok uzaktır çok güzel bir kelime
ayağı hiç
taşa değmeyen birine

bir kelime
büyük bir ülkedir bazen
bir uçtan öbür uca geçiş
bir ömür sürer..

ve
eşsiz bir sığınaktır kelimeler
bir bir bozar her oyunu
ve tutar elini

bazen de
paslı bir bıçaktır
lime lime doğrar sesini
korkaktır, hayındır, alçaktır
                            belli eder yerini

hep
sis gerekmez aslında
güneşli bir günde de
tuzaktır kelimeler
gülüşünde
        gamzeli bir güzelin

bütün gerçeklerinden alır seni
apaçık ve çırılçıplaktır
ve korkaktır kimi zaman
güçlünün karşısında
alır şeklini
           girdiği her kabın
sessiz harflerle
ve başka hiç bir şeye
                değmeden yazılır

ayrı ayrı yerlerde söylemek yetmez
hep
birlikte söylemek gerekir aslında
yine de
dostların sessizliğine çarpınca sesi
bütün anlamını yitirebilir
bir kelime
               birden

ve işte
öyle bir zamanda
ademoğlunun
birleşip de diyemediğinde
mavi kelebekler kurmuştu
bağıran kelimelerle
en ağır cümlesini yeryüzünün

bizim de bilmem kaçıncı kez
                  boğazımızdadır artık
en söylenmesi gereken yerde
en söylenesi zamanda
söylenememiş
kursağımızda kalmış kelimeler..

bir kelime
bir ölüm emridir bazen
ki
mahir bir kumandanın dökülürken dudaklarından
ayağa kaldırır bütün bir ülkeyi
ve çok büyük harflerle yazılır

ve ilahî olandır en güzeli
bir mağarada da yakalar
içi aydınlık olan eli
ve yepyeni bir çağ
uzatır boynunu
bir güvercin yuvasının arkasından

ne kadar kaçarsan kaç
demirde tavdır
ve çok zor bir sınavdır
yaşarken söylenmiş tüm kelimeler
yalnız
dil ile ikrar yetmez
kalp ile de tasdik gerekir..

--muratusta--
Eylül'13 / Silopi

2 Ağustos 2017 Çarşamba

GECE

Yürürdük
gündüz güneş
                         gece yıldız ve ayla
aramızda yalnızca bir keçe vardı
                                          fırtınayla

Tuna'da akan da bizdik
Kudüs'e bakan da
Yazık!
durduramıyoruz şimdi
                   etraftaki  talanı
geçtik uzaklardan
kendi kıtamız artık savaş alanı

ne silahlarımız
                      yeterince yerli
ne de atlarımız
                             tam eyerli

ve "deniz gibi düşman"
kapladı her yanı
kolluyorlardı asırlardır
                       böyle bir anı

korkma sen yine de
doğrulup dirilirsek yeniden
zaman
bizim için yine
                       fetih zamanı

bağırıp durma yeter ki
hayır yok
          top tüfek gürültüsünde
usulca yere bırak kinini
                   ağırlık yapar üstünde
böyle geçemeyiz biz
                               bu denizi

sakın güvenme
köprüden seni överek geçenlere
sessizce okuduğun kitaba güven
ve uykusuz gecelerine
yetim bir çocukla paylaştığın lokmaya
çıkarıp da ayakkabılarını
oturduğun sofraya güven

taşlasalar da
kalın duvarlar örme halkla arana
bırak
ışığın kamaştırsın
sana nefretle bakan gözleri

ve lanet etme
               düştüğün bir pusuya
Yusuf'u düşün!
onu düşürenler de kardeşleriydi
                                   o derin kuyuya!

yoksulluğu dert etme
helal bir aşın
milyonlara yeter
                          bir kaşığı
hemen doğmasa da olur güneş
paylaşırsak yeter de artar bize
küçük bir mum alevi
                     ya da bir ay ışığı

yere düşer bu bayrak diye korkma
karıştırma sen yeter ki
                      haramı helali
bilirsin
bayram yapmaz bu millet
göremezse
            yıldızın yanında hilali
     
takılıp düşsen de kesme umudu
sana inanan
                  hiç bir neferden
yiğitsen
kalkarsın er geç düştüğün yerden

anladıysan
başka el arama
okuduğun kitap tutar
                                   kaldırır seni
anlamadıysan
boşver zaten
              bütün bu söylediklerimi..

Murat Usta
Nisan'17/ Ankara