9 Eylül 2018 Pazar

KUŞLAR ve İNSANLAR

Kuşlar
gibi değildir insanoğlu

yakında
bir gezegeni olmasını isteyecek mesela
sonra daha büyük bir gezegen
sonra daha büyük..
daha da..
daha..
hep daha..

düşünürsen
buradaki kafiye kadar anlamsız bir serüven!

bir de onlara yetişmeye çalışanların trajedisi var
üsttekilerin de en büyük şansı bu belki de

hayatımızı hızlandıran ve kolaylaştıran ne varsa
hep hayatımızdan çalar
işte insan
herkesin bildiği
ama anlamadığı şeylerin uçurumunda yaşar

düşündün mü hiç
kuşlar gibi uçmaya harcadıkları enerjiyi
neden onları anlamak için kullanmadı insanlar bugüne kadar

çünkü anlamak
karıncayı yük yapar insanın sırtına

kuşu da

sobanın üstünde sürekli fokurdayan şeye sen çaydanlık dersin
oysa o
küçük bir çocuğun
kocaman yanardağı
ve
çayın ve çaycının halinden anlarsan bir kez hayatında
sonra
hep
kendin doldurursun bardağı

anlamak
insan olana
ne muazzam bir mutluluk
ne muazzam bir kale
hatta
insan olmanın tam yarısı
diğer yarısı da dem
zamanla oluşuyor yani insan
biraz da su gerekiyor sanırım
akışkan şeylerin mutlu etmesi  insanı hep bundan
durdukça kokar çünkü
böyle söylerken
bazı fikirler geliyor insanın aklına
hiç bir insanın aklından gelmeyen fikirler
hâlâ yapılabilecek şeyler geliyor
sonra
binlerce insan geliyor bir de
tek bir akılla idare eden...
ve hemen
insanın omuzları üzerinde taşıdığı hazinenin kapısı geliyor
kapı
yalnızca içerden açılmaya ayarlı
dışardan tekmelemek beyhude bir uğraş
hatta zararlı

insanlarda bulamadığımızı çayda aramamız hep bundan

ve neden
kuşlar uçar da
insan uçamaz hâlâ

üstünde uçar çünkü kuşlar  dünyanın
sırtına almaya çalışmaz onu

insan
biriktirdiği günlerin
kumbaraya attıkları değil
doyasıya yaşadıkları olduğunu da anlayamadı hâlâ
böyle giderse de korkarım anlayamayacak hiç
kuşlarsa farkında herşeyin

bak
bir sır daha vereyim sana
dilinden anlasan da kuş ölür..

ama
seni hatırlasın!

Murat Usta
Eylül'18/Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder