9 Şubat 2019 Cumartesi

ÇOBAN ÇEŞMESİ

Sevme
         sahip çık bana
dolu bir çeşmenin kırık bir musluğuyum
dört başı mamur şeyler bekleme benden
anlatamam hiç bir şeyi
ihtiyacını karşılayacak kadar

ısrar edersen
sızdırırım
belki biraz bir şeyler
e yerim yurdum tanrının değil
                                               ademin katında
lakin taşarsam
biliyorum
kalırız hepimiz altında

iyileştiremem seni
varsa bir yaran
derinleştirebilirim sadece

sevme
sahip çık bana
nesli tükenen bir hayvan gibi
koru ve kolla
istediğim şey tenin ya da nefesin değil
                                                              kafesin

öyle süslü sözlerle
                     avutma beni
söylediklerimi de istersen unut
ama bir şeyler yap
hep beni
                 yanında tut

sevme
sahip çık bana

dalıyla birlikte düşen bir elmayım
sarılmadan
                  tutamazsın

büyüdüm
biliyorum artık
pastamın
daha çok parçaya bölününce büyümediğini
kolay
       avutamazsın..

Murat Usta
Şubat'2019/Ankara







İZ

korkma
batıdan da doğsa güneş
ne zamandır
ayırsalar da tırnağı etten
burdayız biz
kaç kere geldiler
kovamadılar bizi
                     bu cennetten

kovamazlar yine
ayırt edelim biz yeter ki
zehirlenenle
                    zehri vereni

su
bol ve temiz
toprak verimli
ama
hâlâ dağın bir tarafı kar
korku yok evet
ama
çok da sevinme
daha binbir
                    oyunları var

düşman olan bütün kılıçlar da çekilmedi daha
                       kınında
gerçek düşman
belki hâlâ
                en yakınında

bak
köylüler
yok ortalıkta
işçiler
yorgun kederli ve bezgin
sanırım yangını da böyle oluyor bu çağın
erise de karı
korkarım
rüzgarı kalacak bize
                            bu koca dağın
işçiler
birbirlerinden çok
                   kaldırımları tanırlar
takılmasa ayakları
arada bir
bir taşa
           hiç
               sarılamayacaklar

boyunlarına asılı
demir bir külçe gibidir "kader"
köşesinde değil
kıyısında yaşıyorlar hayatın
kızmıyorum
herkes için önemli olan
                     kendi geçimi
ama bu yüzden gurbet
bir süre bir yere gitmek değil
                            bir yaşam biçimi

hem
suçlusu başkaları da değil
biziz
her zaman biz
ahmak yarası değil
ahbap yarasıydı hep
bir şafak vakti ayağımızın altından çekilen taburelerin
             boynumuzda bıraktığı iz..

Şubat'18/Ankara
Murat Usta


SELVİ AĞACI

iğne atsan yere düşmeyen bir ovaydım
nereye kayboldu
güneşli gün kalabalıkları
neden
her yer bu kadar ıssız
ve neden
ne çaldığının farkında değil
                               hiç bir hırsız

boğazımızdaki bu düğümler de nesi
nasıl da oluştu burda böyle kupkuru bir vadi


yatağı varsa suyu da gelir elbette
diyebilir miyiz hafız
var mı bir kuralı bir âdeti
söyle
nasıl yakalar insan
bir çiçeğin gülümsemesindeki saadeti

bin yıl
yeter mi insana bir söz
içimizdeki sözlere bu kudreti veren kim

göğe yükselmek yerine
neden yere eğilir
bu mezarlıktaki selviler
yoksa hâlâ beklenen biri mi var

ve mezarlıklar
neden bu kadar hüzünlü hafız!
yaşarken söylenemeyen sözlerden mi yapılır mezar taşları

dilimizdeki sözlerden bu kudreti alan kim

söyle hafız
rengine mi daha çok kanılır yoksa sesine mi?
insan uzatılmayan bir ele nasıl da tutunur?

söyle hafız
yâr
kaç arşın daha uzaklaşırsa unutulur?

Murat Usta
Aralık'18/Ankara