6 Mayıs 2015 Çarşamba

DÜĞÜMLÜ NEHİRLER

karşımda
iki nehir var
                  yarısı dışarıda
ve bir engel
           bir sınır var aramızda
geçmek istiyorum ben bu sınırı
çizerken sormadılar bana
bir zamanlar Tuna da vardı
yüzdüğümüz
kıyısında yürüdüğümüz
                             sular arasında
Asya'dan Avrupa'ya
o büyük yürüyüşümüz gibi
o da yürürdü
Karaormanlardan Karadeniz'e
ak tolgalı
al sancaklı
güzel atlılarımız vardı
atlılarımız
Tuna boyunca güzel atlarını sulardı
önce atlılar kayboldu
sonra atlarımız
Tuna da
bakmaz artık bu yana
Fırat'ın da düğümlüdür dili
kuzeyde de
kızıl, yeşil karıştı birbirine
herkes unuttu
hangi çınarın gölgesinde serinleyip
             hangi renge baktığını
ve şimdi
içimizdeki nehirler de bilmez
                          nereye aktığını...
Kenan kimlerdedir
ve neresidir Turan?
Nerede o kadim ülkü?
Otağ düştü
ak akçeye yenildi dergâh
ne şimdi Kudüs Selîm'in mülkü
ne de artık İran'da Tuğrul,
                                         şah!
Ne ulu bir top güllesi var ardımızda
ne de
dua eden bir velî çadırımızda
ve unuttuk biz o kadîm ahdi
ey kalbim
            sus ses çıkarma
şimdi vakit
şehre usulca girme vakti..

Bir Tarih Öğretmeni
Nisan'15/Silopi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder