17 Eylül 2019 Salı

EGE

ayırmaz aslında burda deniz
                   kimseyi birbirinden
içine içine sokulur
iki kara kıtanın
                       ikisine birden

eksik anlatıyor öğretmenler bize
iki yakasındaki dağlar
yalnız denize değil
birbirine de sokulur

ve bir fermuarın dişleri gibi
hep
     iki yakayı kavuşturacak eli bekler

kıyıdakilerin yüreği
ve bir kayıkçının küreği yeter aslında
yer
     yerinden 
                   oynamasa da
                                        olur

dibi yakındır Ege'nin
suyu serin
ve perilerin
su üstünde seksek oynadığı yerdir burda deniz
ve tam hakim olmak için
karşı kıyıdakiyle de iyi geçinmelisin

ateş
su
ve toprak
güneş
kum ve kan
ve her bir hikayeden arta kalan
                                             adalar var burda
küçük, büyük ve görkemli
kalabalık, tenha ve çok önemli

ateşin kırmızısı
ve mavisi suyun
değişmez hemen bilirim
                                   bu
                                   binlerce yıllık bir oyun

sanma ki sadece
maviyle kırmızı arasına giren şeydir burda deniz
buluşturmaya daha çok yarar o
ve kavuşturmaya..

bizim suya ihtiyacımız var biraz  onların da ateşe
bilirim
ama
yaklaştıkça daha fazla yakıyor güneş
                                   ve kaplıyor her yanı bir endişe
bozulur diye
yüksek bir yere kaldırılan bir oyuncak gibi oldu şimdi
büyüklerin ellerinde

oynasınlar
bırakın birlikte oynasınlar
haylaz çocukları
                          Ege'nin

kolay değil tabi
başaramayabilirler hemen
                   bütün engelleri aşmayı
ama öğrenirler mutlaka bir gün
mutlak bir mutluluğu paylaşmayı..

Murat Usta
Haziran'18/Bodrum





4 Eylül 2019 Çarşamba

İLK KURAL!

Yeryüzündeki bütün büyük hikayeler bir araya gelmekle başlar..

Murat Usta
Eylül'19/Ankara

23 Temmuz 2019 Salı

DUMAN

şehrin üstündeki duman gibiyim
şehre aitim
ama bilmiyorum
şimdi
nereye gitmeliyim

anlıyorum ki
şehir
        bensiz de şehir

ısındıkça
çıkıyorum ince bir sızı gibi dağlara
dağlar
şehirden de kasvetli
ve şehirdeki kadar da tutamıyorum kendimi
birazım yaprağa karışıyor
birazım toprağa..

ne de fenaymış
küçük bir derenin taşması
öğrendim ki
bir insan için en iyi yol
insanın yine kendine ulaşması

ve sonra
belirginleşiyor
beni
geri götürecek şey
dağların arasında

e taşkınlık da bir yere kadar

bırakmamla
                  ken
                    di
                      m
                          i
karışmam da bir oluyor denize

şehir
bensiz de şehirdi
şimdi
nehir de
            bensiz de
                          nehir..

Murat Usta
Kasım'18/Ankara



9 Şubat 2019 Cumartesi

ÇOBAN ÇEŞMESİ

Sevme
         sahip çık bana
dolu bir çeşmenin kırık bir musluğuyum
dört başı mamur şeyler bekleme benden
anlatamam hiç bir şeyi
ihtiyacını karşılayacak kadar

ısrar edersen
sızdırırım
belki biraz bir şeyler
e yerim yurdum tanrının değil
                                               ademin katında
lakin taşarsam
biliyorum
kalırız hepimiz altında

iyileştiremem seni
varsa bir yaran
derinleştirebilirim sadece

sevme
sahip çık bana
nesli tükenen bir hayvan gibi
koru ve kolla
istediğim şey tenin ya da nefesin değil
                                                              kafesin

öyle süslü sözlerle
                     avutma beni
söylediklerimi de istersen unut
ama bir şeyler yap
hep beni
                 yanında tut

sevme
sahip çık bana

dalıyla birlikte düşen bir elmayım
sarılmadan
                  tutamazsın

büyüdüm
biliyorum artık
pastamın
daha çok parçaya bölününce büyümediğini
kolay
       avutamazsın..

Murat Usta
Şubat'2019/Ankara







İZ

korkma
batıdan da doğsa güneş
ne zamandır
ayırsalar da tırnağı etten
burdayız biz
kaç kere geldiler
kovamadılar bizi
                     bu cennetten

kovamazlar yine
ayırt edelim biz yeter ki
zehirlenenle
                    zehri vereni

su
bol ve temiz
toprak verimli
ama
hâlâ dağın bir tarafı kar
korku yok evet
ama
çok da sevinme
daha binbir
                    oyunları var

düşman olan bütün kılıçlar da çekilmedi daha
                       kınında
gerçek düşman
belki hâlâ
                en yakınında

bak
köylüler
yok ortalıkta
işçiler
yorgun kederli ve bezgin
sanırım yangını da böyle oluyor bu çağın
erise de karı
korkarım
rüzgarı kalacak bize
                            bu koca dağın
işçiler
birbirlerinden çok
                   kaldırımları tanırlar
takılmasa ayakları
arada bir
bir taşa
           hiç
               sarılamayacaklar

boyunlarına asılı
demir bir külçe gibidir "kader"
köşesinde değil
kıyısında yaşıyorlar hayatın
kızmıyorum
herkes için önemli olan
                     kendi geçimi
ama bu yüzden gurbet
bir süre bir yere gitmek değil
                            bir yaşam biçimi

hem
suçlusu başkaları da değil
biziz
her zaman biz
ahmak yarası değil
ahbap yarasıydı hep
bir şafak vakti ayağımızın altından çekilen taburelerin
             boynumuzda bıraktığı iz..

Şubat'18/Ankara
Murat Usta


SELVİ AĞACI

iğne atsan yere düşmeyen bir ovaydım
nereye kayboldu
güneşli gün kalabalıkları
neden
her yer bu kadar ıssız
ve neden
ne çaldığının farkında değil
                               hiç bir hırsız

boğazımızdaki bu düğümler de nesi
nasıl da oluştu burda böyle kupkuru bir vadi


yatağı varsa suyu da gelir elbette
diyebilir miyiz hafız
var mı bir kuralı bir âdeti
söyle
nasıl yakalar insan
bir çiçeğin gülümsemesindeki saadeti

bin yıl
yeter mi insana bir söz
içimizdeki sözlere bu kudreti veren kim

göğe yükselmek yerine
neden yere eğilir
bu mezarlıktaki selviler
yoksa hâlâ beklenen biri mi var

ve mezarlıklar
neden bu kadar hüzünlü hafız!
yaşarken söylenemeyen sözlerden mi yapılır mezar taşları

dilimizdeki sözlerden bu kudreti alan kim

söyle hafız
rengine mi daha çok kanılır yoksa sesine mi?
insan uzatılmayan bir ele nasıl da tutunur?

söyle hafız
yâr
kaç arşın daha uzaklaşırsa unutulur?

Murat Usta
Aralık'18/Ankara