Kuşlar
gibi değildir insanoğlu
yakında
bir gezegeni olmasını isteyecek mesela
sonra daha büyük bir gezegen
sonra daha büyük..
daha da..
daha..
hep daha..
düşünürsen
buradaki kafiye kadar anlamsız bir serüven!
bir de onlara yetişmeye çalışanların trajedisi var
üsttekilerin de en büyük şansı bu belki de
hayatımızı hızlandıran ve kolaylaştıran ne varsa
hep hayatımızdan çalar
işte insan
herkesin bildiği
ama anlamadığı şeylerin uçurumunda yaşar
düşündün mü hiç
kuşlar gibi uçmaya harcadıkları enerjiyi
neden onları anlamak için kullanmadı insanlar bugüne kadar
çünkü anlamak
karıncayı yük yapar insanın sırtına
kuşu da
sobanın üstünde sürekli fokurdayan şeye sen çaydanlık dersin
oysa o
küçük bir çocuğun
kocaman yanardağı
ve
çayın ve çaycının halinden anlarsan bir kez hayatında
sonra
hep
kendin doldurursun bardağı
anlamak
insan olana
ne muazzam bir mutluluk
ne muazzam bir kale
hatta
insan olmanın tam yarısı
diğer yarısı da dem
zamanla oluşuyor yani insan
biraz da su gerekiyor sanırım
akışkan şeylerin mutlu etmesi insanı hep bundan
durdukça kokar çünkü
böyle söylerken
bazı fikirler geliyor insanın aklına
hiç bir insanın aklından gelmeyen fikirler
hâlâ yapılabilecek şeyler geliyor
sonra
binlerce insan geliyor bir de
tek bir akılla idare eden...
ve hemen
insanın omuzları üzerinde taşıdığı hazinenin kapısı geliyor
kapı
yalnızca içerden açılmaya ayarlı
dışardan tekmelemek beyhude bir uğraş
hatta zararlı
insanlarda bulamadığımızı çayda aramamız hep bundan
ve neden
kuşlar uçar da
insan uçamaz hâlâ
üstünde uçar çünkü kuşlar dünyanın
sırtına almaya çalışmaz onu
insan
biriktirdiği günlerin
kumbaraya attıkları değil
doyasıya yaşadıkları olduğunu da anlayamadı hâlâ
böyle giderse de korkarım anlayamayacak hiç
kuşlarsa farkında herşeyin
bak
bir sır daha vereyim sana
dilinden anlasan da kuş ölür..
ama
seni hatırlasın!
Murat Usta
Eylül'18/Ankara